06
ARL
2018
Sektörün yol haritası Cumhurbaşkanlığı Programı’nda

2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda doğrudan veya dolaylı olarak sigorta sektörünü ilgilendiren düzenlemeler mevcut. Sektörün 2019 yılı yol haritası olarak görülen programda; Bireysel Emeklilik Sistemi, Türkiye Reasürans Havuzu, tarım sigortaları, ihracat kredi sigortası ve tamamlayıcı sağlık sigortasına yönelik düzenlemeler yer alıyor.

İçinde sigorta sektörünü ilgilendiren konuların yer aldığı ‘2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’ 27 Ekim tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Toplam 303 sayfadan oluşan Cumhurbaşkanlığı Programı’nda orta vade hedefleri ve bu doğrultuda alınacak toplam 444 tane tedbir açıklandı. Bu amaç ve hedeflerin arasında sigorta sektörünü doğrudan ilgilendiren otomatik katılımlı Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki düzenlemeler, kurulması planlanan Türkiye Reasürans Havuzu, 1.2 milyar liralık tarım sigortaları desteği, ihracat kredi sigortası ve tamamlayıcı sağlık sigortasına yönelik teşvik dikkat çekti. Bunların dışında dolaylı olarak sigortacıları ilgilendiren siber risk, kişisel verilerin korunması, girişimcilik, inovasyon, kentsel dönüşüm, iklim değişikliği, sağlık turizmi, para politikası veya yurt içi tasarruflar gibi konu başlıkları program içinde yer aldı. 

2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, dünya ekonomisindeki gelişmelerin Türkiye’de yarattığı riskler ile başlıyor. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artışları ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) varlık alım programında sona gelinmesinin, gelişmekte olan ülkelerde finansal koşulların gittikçe sıkılaşması gibi bir risk oluşturacağı belirtildi. Ayrıca programa göre, Euro Bölgesi ekonomisi üzerinde risk ve belirsizlik oluşturması beklenen unsurlar da şöyle: Küresel düzeydeki ticari gerilimin artması, ECB’nin para politikası, normalleşme sürecine ilişkin üye ülkelerin olası uyum sorunları, İngiltere’nin AB’den ayrılma (Brexit) süreci, İtalya ekonomisindeki mali kırılganlıklar ve Avrupa dışındaki jeopolitik ve siyasi gerilimler ile göçmen sorunu. 

Dünya ekonomisindeki gelişmelerin ardından Türk sigortacılığının genel bir değerlendirilmesinin yapıldığı programda “Birleşme ve satın almaların gözlendiği sigorta sektörüne yabancı sermayenin etkisi, sektörün gelişme potansiyelinin yüksek olması nedeniyle devam etmektedir” ifadeleri kullanıldı. Finans kuruluşlarının sektör payları, büyüme potansiyeline örnek olarak gösterilebilir. Finans sektöründe, bankaların sektör payı 2018’in ilk 6 ayında %86 iken sigorta ve emeklilik şirketlerinin sektör payı aynı dönemde %4 olarak hesaplandı. Yeni düzenlemelerle birlikte emeklilik dahil sigortacılığın pazar payının büyümesi öngörülüyor. 

OTOMATİK KATILIM’DA SÜRDÜRÜLEBİLİR ARTIŞ

Bu büyüme potansiyelinin gerçekleşmesinde Otomatik Katılım Sistemi (OKS) önemli bir rol oynayacak. Programda 2017 yılında uygulanmasına başlanan ve çalışanların kademeli olarak geçişi devam eden OKS’de katılımcı sayısının ve fon büyüklüğündeki artışın sürdürülebilir olmasına yönelik iyileştirmeler gerçekleştirileceği belirtiliyor. OKS’nin devreye sokulduğu günden bugüne 5 milyondan fazla insan sistemde kalmayı tercih etse de cayma oranları %50’lerde geziniyor. Bu da 5 milyon kişinin daha sisteme dahil edilmesinin yollarının arandığını gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Programı’nda ayrıntılara girilmese de geçtiğimiz yıl içerisinde cayma süresinin uzatılması, İngiltere’deki gibi emekli olana kadar sistemden çıkışın yasaklanması veya çıkışların zorlaştırılması, işveren katkısı, 18 yaş altının BES’e dahil edilmesi, devlet katkı payı hak ediş sürelerinin kısaltılması ve sistemden çıkanların 2 yıldan önce geri dönebilmesi gibi fikirler gündeme gelmişti. 

Programda ise şu ifadeler yer aldı: “Sistemin yeniden yapılandırılması ve genel süreçlerin iyileştirilmesine ve netleştirilmesine yönelik olarak operasyonel düzenlemeler yapılacaktır. Kalma oranlarını iyileştirmeye yönelik birincil ve ikincil mevzuatta değişiklik çalışmaları yapılacaktır.” 

2018 yılı içerisinde yine gündeme gelen bir diğer iddia “oto BES’te Avusturya modeli” oldu. Bu modele göre, OKS’den çıkış yasaklanacak ancak ilk kez ev alımı ve ciddi hastalıklar durumunda çıkış serbest kalacak. Yani OKS’den çıkan kişi birikimini konut peşinatı olarak kullanacak. İddialar bu yöndeyken “Yurtiçi tasarruflar” bölümünde yer alan “Birikimlerin uzun vadeli finansal araçlara yönlendirilmesi amacıyla yapı tasarrufu sistemine ilişkin altyapı oluşturulacaktır” ifadesi BES’e benzer bir sistem olan Yapı Tasarruf Sandığı’nı hatırlattı. 2018 yılında gündeme gelen bu sandığın da 2019’da kurulması bekleniyor. Şunu da not düşmek gerekiyor: Kimi sigorta şirketi yöneticileri OKS’nin zorunlu olmasına karşı yönde fikir beyan ettiler, zorunluluk yerine özendirici bir politika izlenmesinden yanalar. 

Bir diğer değişiklik de Emeklilik Yatırım Fonlarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Hakkında Yönetmelik ile Emeklilik Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de yapılacak. 

REASÜRANS HAVUZU’NUN MODELİ BELİRLENECEK

2019 Programı’nda sektörün yeni bir havuzu olacağına dair madde dikkat çekiyor. Ayrıntılara girmeden önce şunu belirtelim: Sigorta Tatbikatçıları Derneği’nin (STD) düzenlediği konferansta altı çizildiği gibi problemli her branşa çözüm olarak havuz getiriliyor ve genel olarak havuz başarılı bir sonuca ulaşıyor. Bu tespiti yapan üst düzey yöneticiler, sigorta şirketlerinin ‘aracı’ konumuna gelmesi ile bir risk oluştuğunun da altını çiziyor. 2019’un Aralık ayına kadar kurulması planan havuzun ismi Türkiye Reasürans Havuzu. Yalnız bu havuza ilişkin kesin sonuçlara henüz ulaşılmadığı, program metninde şu şekilde ifade ediliyor: “Türkiye Reasürans Havuzu’na ilişkin model belirlenecek ve söz konusu havuzun faaliyete geçmesine yönelik çalışmalar yürütülecektir.” 

Kurulması planan havuza dair medyaya yansıyan haberlere göre, sigorta bulamayan; mobilya, boya, plastik, çırçır, deri ve bazı tekstil ürünleri üreten tesisler için havuz oluşturulacak. DASK benzeri olması ve bina tamamlama sigortasını da kapsaması ortaya atılan fikirler arasında. 

KEFALET SİGORTALARI YAYGINLAŞACAK

Cumhurbaşkanlığı Programı’nda ihracat kredi ve kefalet sigortaları da yer aldı. Ticaret Bakanlığı ve Türk Eximbank işbirliği içinde yaygınlaşması planlanan ihracat kredi sigortasında, ihracatçıların değişen finansman ihtiyaçlarının karşılanmasının dikkate alınacağı vurgulandı. Özellikle Eximbank’ın ihracat kredi sigortası imkanları geliştirileceği ve çeşitlendireceği belirtildi. 

Ayrıca ürünlerde çeşitlilik sağlamak amacıyla yeni sigorta programlarının uygulamaya konulacağı bilgisi verildi. Geçen sene yapılan düzenleme ile sigorta şirketlerine banka teminat mektubu yerine kefalet sigortası yapma imkanı tanınmıştı. Programda teminat mektupları yerine yeni sigorta programlarının kullanılması suretiyle sigorta hacminin artırılması hedeflendi. Kefalet sigortasının özellikle bankadaki kredi limitini başka alanlarda kullanmak isteyen firmalar için büyük kolaylık sağlarken gelişmiş ülkelerde bu sigorta ürünü banka teminat mektubundan daha sık kullanılıyor.

TEKNİK MÜŞAVİRLİK FİRMALARINA DA SİGORTA 

Yerli teknik müşavirlik firmalarının inşaat sektörünün tüm üretim süreçlerinde ve kamu-özel işbirliği projeleri ile kentsel dönüşüm gibi alanlarda daha etkin faaliyet göstermeleri temin edilecek. Bu kapsamda teknik müşavirlik firmalarının yurt dışında üstlendikleri projelerin artırılması için mesleki sorumluluk sigortasında destek sağlanacak. Bu alanda sağlanacak devlet desteği, sigorta sekörü için yeni fırsatlar yaratabilir.  

HEDEF: TRAFİK KAZALARINDA ÖLÜMLERİ %50 AZALTMAK

Sigorta şirketlerinin en çok prim ürettiği ve en çok tazminat ödediği zorunlu trafik sigortasında, 2017 Nisan ayında getirilen tavan uygulaması uygulamasından beri zarar ediliyor. Cumhurbaşkanlığı Programı’nda dolaylı olarak sigorta şirketlerinin ettiği zararı azaltacak hedefler mevcut. Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı’nda yer alan, trafik kazası nedeniyle meydana gelen ölümlerin %50 oranında azaltılması hedefi doğrultusunda özetle yapılacak işler şunlar:

* Trafik Elektronik Denetim Sistemlerinin kullanımı Akıllı Ulaşım Sistemleriyle entegre bir şekilde yaygınlaşacak. 

* Trafik denetimlerinin sayısı ve etkinliği artırılacak.

* Yol kullanıcıları trafik güvenliği konusunda bilinçlendirilecek. 

* Kaza kara noktası ile sinyalize kavşak iyileştirilmesi yapılacak. Otokorkuluk yapım ve onarımı ile yatay ve düşey işaretleme gerçekleştirilecek.

YARGI, FİNANS ALANINDA UZMANLAŞACAK 

Sigortacılık gibi uzmanlık gerektiren bir sektörün daha iyi anlaşılması ve yorumlanması noktasında yargının eksikleri olduğu birçok kez dile getirildi. Hasar anından 4 yıl geçtikten sonra sigorta şirketlerinin karşısına çıkan tazminat talebi, sigorta şirketlerinin ileriye dönük hesaplamalarında büyük sapmalara sebep oluyordu. Ayrıca mevzuat değişikliklerinin mahkemelerde uygulanmaya başlamaması başka bir problem oluştururken sektörün üst düzey yöneticileri, bu değişikliklerin anlaşılmasının uzun bir süre aldığını belirten demeçler veriyordu. Bu durum

Program ile değişecek gibi. Buna göre, yargının finans alanında uzmanlaşmasını sağlamak üzere yeni ihtisas mahkemelerinin kurulmasına yönelik hazırlık çalışmaları yapılacak. Hatta hakim ve savcıların bu alandaki kapasitesinin artırılması sağlanacak.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI SEKTÖREL BİLİNÇLENDİRME

Sigorta şirketleri için en büyük risklerden biri olarak kabul edilen “iklim değişikliği” de programa dahil edildi. Buna göre, iklim değişikliği ile mücadele ve uyum için ulusal uygulamalar güçlendirilecek. Özellikle iklim değişikliğinden etkilenecek sektörlerde uyum ve bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Burada “uyum” ifadesinin altını çizmek gerekiyor. İklim değişikliği, 2017 ve 2018 yılları içerisinde ani dolu yağışları ve sel baskınları ile kendini göstermişti. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Can Akın Çağlar, sadece 2017 Temmuz ayında meydana gelen İstanbul’daki dolu ve sel felaketinden kaynaklı 520 milyon liralık tazminatın ödendiğini söylemişti. Bu sebeple iklim değişikliğine karşı bilinçlendirme çalışmaları sigorta sektörü için büyük önem arz ediyor. 

Bununla birlikte tarım sektörünün de iklim değişikliğine uyumu konusunda kabiliyeti ve kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar yapılacak. Bu çalışmaların TARSİM’in ödediği hasarlarda düşüşe sebep olması bekleniyor. 

KVKK’DA HUKUKİ ALTYAPI TAMAMLANACAK

1 Ocak 2018 itibarıyla yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in tüm sektörlerde olduğu gibi sigortacılıkta da kişiye özel fiyatlama yapmayı zorlaştıracağı düşünülüyor. Bu durumun sigortalıların menfaatine olmaması sebebiyle, ilerleyen zamanlarda bu konuda sektörel düzenlemelere gidilmesi bekleniyordu. Konuyla ilgili olarak “Kişisel verilerin korunumu alanında hukuki altyapı tamamlanacaktır” ifadesinin kullanıldığı Cumhurbaşkanlığı Programı’nda hukuki altyapıya ilişkin ayrıntılara girilmedi. Öte yandan sigorta şirketleri için bir fırsat barındıran siber güvenliğe ilişkin mevzuat düzenlemelerinin 2019 Aralık sonuna kadar tamamlanacağı bilgisi verildi. 

BİLİŞİM VADİSİ TAMAMLANACAK

Dijitalleşme, sigorta sektöründe olduğu gibi diğer sektörlerde de giderlerin azaltılması, hizmet kalitesinin artması ve müşteriye ulaşımda birtakım avantajlar sağlayacak. Bununla birlikte rekabetin fiyattan kaliteye kaymasını sağlayacak. Yenilikçi girişimciliği desteklemek amacıyla kuluçka ve hızlandırma merkezlerine ilişkin düzenlemelere Cumhurbaşkanlığı Programı’nda yer verildi. Uluslararası Kuluçka Merkezi ve Hızlandırıcı Destek Programı’nın yürürlüğe alınması ile başlayacak olan destek süreci ile birlikte 2019 yılında 10 adet kuluçka merkezi kurulması hedefleniyor. Yine 2019 Aralık sonuna kadar Bilişim Vadisi’nin bütün kısımlarıyla tamamlanması ve yüzde 50’lik doluluk seviyesine ulaşması amaçlanıyor. 

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASINA TEŞVİK

Sigorta sektörünün yol haritasını belirleyecek olan 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda tamamlayıcı sağlık sigortasına ilişkin ifadeler de yer aldı. Geri ödeme kapsamında olmayan sağlık hizmetlerinin sağlanmasında tamamlayıcı sağlık sigortası modellerinin geliştirilmesine yönelik ihtiyacın devam ettiği belirtildi. Ayrıca programda “Tıbbi ve ekonomik değerlendirme çalışmalarını dikkate alan bir geri ödeme sistemi oluşturulacak, geri ödeme kapsamında olmayan sağlık hizmetlerinin sağlanması için tamamlayıcı sağlık sigortacılığı teşvik edilecektir” dendi. 

2018 yılının çok satan ürünlerinden biri olan tamamlayıcı sağlık sigortası, SGK ile anlaşmalı özel hastanelerin tedavilerde talep edeceği her türlü fark ücretini karşılıyor. Cumhurbaşkanlığı Programı’nda bahsi geçen tamamlayıcı sağlık sigortası ise geri ödeme kapsamında olmayan sağlık hizmetlerini işaret ediyor. 

SAĞLIK TURİZMİ SEKTÖR İÇİN RİSK Mİ KAZANÇ MI?

Programda sağlık turizminin geliştirilmesine yönelik de uygulamalar yer alıyor. Edindiğimiz bilgilere göre sağlık turizmi, sigorta şirketleri için bir risk oluşturuyor. Başka bir havuz uygulaması olan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nda uzun bir süredir fiyat artışına gidilmemiş olmasından dolayı bu branşta teknik zararın artan bir seyir halinde olduğu biliniyor. Sağlık turizminin büyümesi, primlerde bir artış olmaması halinde zorunlu hekim sigortasından edilen teknik zararın artmasına yol açabilir.   

Programa göre, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini bozucu uygulamalardan kaçınılması ve sağlık harcamalarının kontrol altına alınması suretiyle sosyal güvenlik sisteminin uzun dönemli mali sürdürülebilirliğinin iyileştirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda gereksiz tetkik ve tahlil işlemlerinin yapılmaması sağlanacak. Bu problemin benzeri özel hastaneler için de geçerli. Gereksiz harcamayı engellemek adına devlet hastaneleri için uygulaması planlanan projenin özel hastanler için de uygulanması gündeme gelebilir. 

HEDEF: TARIM SİGORTALARINDA 1.2 MİLYAR LİRALIK DEVLET DESTEĞİ

Bir diğer havuz uygulaması olan TARSİM’de de devlet desteğinin artmasına yönelik planlamalar Cumhurbaşkanlığı Programı’na girdi. 2017’de 860 milyon lira ve 2018’de 958 milyon liraya varan devlet desteğinin 2019 yılında 1 milyar 220 milyon lira olması hedefleniyor. Yani önceki yıla %27 gibi enflasyon oranının da üzerinde bir artış söz konusu. Bununla birlikte, Tarım Sigortası Destekleme Ödemeleri’nin Tarımsal Destekleme Bütçesi’ndeki payının yüzde 6.6’dan yüzde 7.2’ye yükseltilmesi de hedeflerden bir diğeri. Yine programda TARSİM’in önemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi’yle birlikte çiftçilerin tarım sigortalarından faydalandıkları hatırlatıldı. 

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ÖNCELİK AFET RİSKİ

Sigorta şirketlerinin ciddi bir risk üstlendiği, başta deprem olmak üzere afet riski taşıyan tüm bölgelerle ilgili kentsel dönüşüm projelerinin hedef ve amaçları Cumhurbaşkanlığı Programınca tanımlandı. Buna göre afetlerle ilgili mevzuat yeniden düzenlenecek. Özellikle Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) hazırlanacak ve yeniden yapım süreçlerinde gerçekleştirilecek faaliyetlere ağırlık verilecek. Bununla birlikte yüksek afet riskli alanlar öncelikli olmak üzere afet risklerinin belirlenmesi yönelik mikro bölgeleme çalışmaları tamamlanacak.


COFACE SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ EMRE ÖZER: Şeffaflık, alacak sigortasının yaygınlaşması için önemli 

“Finansal bilgi paylaşımının teşvik edilmesi ve şeffaflık, ticari alacak sigortasının yaygınlaşması için çok önemli” diyen Coface Sigorta Genel Müdürü Emre Özer, “Bu ürün şeffaflığı teşvik ettiği için güven ortamını da destekliyor ve kayıt dışı ekonomiyi küçültüyor” diye konuştu.

Tüm dünyada 1940’lı yıllardan bu yana ticari alacak sigortası alanında üç büyük şirket var ve bu şirketlerin tamamı yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de kendi ofisleriyle faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerden biri olan Coface Sigorta’nın Genel Müdürü Emre Özer, Cumhurbaşkanlığı Programı’nda yer alan ihracat kredi ve kefalet sigortalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Ticari alacak sigortası için 10 yıl gibi bir sürenin çok uzun olmadığını vurgulayan Özer, “Ancak ürün gelişim sürecini tamamlayıp büyüme dönemine girdi. Bu süreçte yaygınlaşabilmesi ve daha fazla katkı sağlayabilmesi için kamu desteği oldukça önemli bir yer tutuyor” dedi. 

Kamu kadar sektöre de iş düştüğünü belirten Coface Sigorta Genel Müdürü Emre Özer, “Türkiye’ye baktığımızda firmaların en önemli ihtiyaçlarının ticari alacak sigortası ile birlikte finansman hizmeti olduğunu görüyoruz. Poliçenin ikinci derece teminat olarak kabul edilmesi büyük bir adımdı. ancak kullanımı yaygınlaştırabilmek ve bu bilinci bankalar nezdinde yaygın hale getirebilmek için birlikte hareket ederek çeşitli kampanyaları beraber yürütebiliriz. Ayrıca finansal bilgi paylaşımının teşvik edilmesi ve şeffaflık ticari alacak sigortasının yaygınlaşması adına önemli. Finansal bilgilerini paylaşan firmalar limit konusunda daha avantajlı bir duruma geçerek ticaretlerini güvenle büyütebiliyor. Bu nedenle finansman konusunda olduğu gibi ortak projeler başlatmak ve yürütmek bilgi şeffaflığı ve paylaşımı için de yararlı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

ALACAK SİGORTASI, 2. DÜNYA SAVAŞI’NIN ARDINDAN ÇIKTI

Alacak sigortasının yaygınlaşmasının ekonomiye de katkıda bulunacağını söyleyen Özer, sözlerine şöyle devam etti: “Ticari alacak sigortasında dünya pazarının %70’den fazlasını üç şirket yönetiyor ve ürünün doğduğu Avrupa ülkelerinde penetrasyon oranları yüzdeli rakamlarla telaffuz edilirken bizde henüz bindeli rakamlar konuşuluyor. Ticari alacak sigortasının çıkış tarihine baktığımızda da amaçlardan birinin İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ekonomiyi canlandırmak ve firmaların güvenle büyümelerini desteklemek olduğunu görüyoruz. Ülkemizdeki potansiyel ve ihtiyaçlar dikkate alındığı zaman ise ticari alacak sigortasının büyümeyi belirleyen faktörlerle doğrudan ilişkisini ortaya koymak gerekir. Gerek yurt içi ticarette gerekse ihracatta firmaların satış yapabilmeleri ve rekabet edebilmeleri için ihtiyaç duydukları güvenceyi sağlayan ticari alacak sigortası aynı zamanda ekonominin canlanmasına katkı sağlıyor. Bunun yanı sıra şeffaflığı teşvik ettiği için güven ortamını da destekliyor ve kayıt dışı ekonomiyi küçültüyor.”


AKTÜERLER DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI ŞİRZAT ÇETİNKAYA: Aktüeryal olarak iklim değişikliğinin etkisini tahmin etmek oldukça zor

“Aktüeryal olarak iklim değişikliklerinin yaratacağı etkiyi incelemek ve tahmin etmek oldukça önemli ancak bir o kadar da zor bir durum. Çünkü iklim değişikliği uzun süreli bir durum.”

2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda sektörlerin iklim değişikliğine uyumu konusunda çalışmalar yapılacağı da belirtiliyor. Küresel ısınmanın çevresel etkisi gittikçe artarken iklim değişikliğinden etkilenecek olan sektörlerin başında sigortacılık geliyor. Buna karşın birçok alanı doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen iklim değişikliği, aktüeryal hesaplamalar için hâlâ bir bilinmeyen olarak yer alıyor.    

National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA) tarafından paylaşılan istatistikler ve veriler, son yıllarda iklim değişiklikleri ile birlikte yaşanan yıkıcı doğa olaylarının sayısındaki artışı da gözler önüne seriyor. İklim değişikliği ve bu sebeple ortaya çıkan istatistiki verilerin aktüeryal hesaplamalarda kullanılmasına ilişkin konuşan Aktüerler Derneği Başkan Yardımcısı Şirzat Çetinkaya şunları söyledi: “Yaşanan doğal afetler gerek çevresel, gerek sosyolojik ve gerekse finansal olarak birçok farklı alanı etkiliyor. Aktüeryal olarak iklim değişikliklerinin yaratacağı etkiyi incelemek ve tahmin etmek oldukça önemli ancak bir o kadar da zor. Çünkü iklim değişikliği, uzun süreli bir durum. Burada kısa süreli bir değişiklik ve etki mevcut değil. Dolayısıyla üç temel bilinmeyen söz konusu: Karşılaşma süresi, karşılaşma sıklığı ve karşılaşma şiddeti. Bu üç temel bileşen stokastik bir yapıda olacağı için tahmin etmek de, modellemek de kolay değil. Modellemeye esas veriye sahip olmak ve bu verinin geleceği tahminde ne kadar kullanılabileceği de düşünülmesi gereken bir diğer konu.”

‘TÜM FAKTÖRLER TETİKLENECEK’

Aktüeryal çerçeveden bakıldığında hayat, emeklilik, sağlık ve hayat dışı gibi tüm alanları ayrı ayrı etkileyecek olan faktörlerin, iklim değişikliği ile tetikleneceği vurgulayan Aktüerler Derneği Başkan Yardımcısı Çetinkaya şu örnekleri verdi: “Sıcaklık artışları ile hastalıklar değişebilir. Bu durum sağlık sigortalarını etkiler. Artan sıcaklıklar kişinin yaşama olasılığı ve süresini değiştirir. Ancak vefat eden kişilerin neden vefat ettiğine ilişkin alt detay nedenler yazılmadığı için bu durum veride gözden kaçmakta ve tespit edilememekte. Bu durum da hayat sigortalarını ve emeklilik planlarındaki projeksiyonları değiştirebilir. İklim değişiklikleri ile gerçekleşebilecek su sıkıntısı da ayrıca mortalite, morbidite varsayımlarını etkileyebilecek önemli bir etken. İklim değişiklikleri nedeniyle etkinin en hızlı ve direkt olarak hissedileceği alan tarım sigortaları. Yaşanan kuraklıklar, sıcaklık artışları verim oranlarını, mahsul kalitesini etkileyecek. Ancak bu durumların olasılığının belirlenmesi ve tahmine dönüştürülmesi de kolay değil. Ekstrem olayların modellenmesi alanında aktüerlerin kendilerini geliştirmelerine ihtiyaç olacak. İklim değişikliği ile gerçekleşecek doğal afetlerin finansal etkileri ile birlikte hayat dışı sektör etkilenecek. Yeni reasürans anlaşmaları yapılması, yeni muafiyetler konulması, yeni ürünler çıkartılması bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkabilir. Doğal afetler neticesinde sigorta şirketlerinin sermayeleri etkilenecek ve bu durumun yönetilmesi gerekecek.”

‘SEL VE DOLU SEKTÖRDE FARKINDALIK YARATTI’

Türkiye’de sigorta sektöründe konuyla ilgili farkındalığının yakın dönemde yaşanan sel ve dolu olayları ile oluştuğunu söyleyen Çetinkaya, “Önceki yıllardan daha çok teminat çeşitlendirmelerinin, muafiyetlerin, risk prim hesaplamalarının, hasar etkisinin incelenmeye ve konuşulmaya başlanması ilk adım anlamında güzel bir başlangıç. Ancak yukarıda saydığımız üzere etki alanı geniş bir durum ile karşı karşıyayız ve artan bir eğilim ile bu konu gündemimizde olacak. Bu açıdan bakıldığında bu alana özel olarak eğilmenin gerektiğini düşünmekteyiz” dedi Aktüerler Derneği olarak iklim değişikliklerinin gündemlerimde olduğunu ve 18 Aralık’ta konuyla ilgili bir etkinlik organize ettiklerini sözlerine ekledi.

 

Kaynak : Sigortacı Gazetesi | Oğul Doğa Gökşin